4 Nisan 2016 Pazartesi

Gece Gece Ne Yapıyorum Ben

Bir süredir buraya yazmadığımı fark ettim ve yine sınav haftasının göbeğinde bir şeyler karalamaya karar verdim. Ne yazacağımı gerçekten bilmiyorum bildiğim tek şey yarın biyoloji sınavı var ve sanırım demin ayrı eve çıkarsam duvarlarımı döşeyeceğim resimleri seçtim. Sevde de bana katılıp ayrı eve çıktığımızda güzel duracaklarını söyledi. İmalar havada uçuşuyordu adeta ve yetişemiyordum! Neyse yakın arkadaşlarımın benden en az bir şehir mesafe kadar uzakta olmasından iyi etkilenmiyoruz yani. Ama bir şey diyeceğim seçtiğim resimler harbi duvarda güzel dururdu.

Ailemin duvarıma bir şey yapıştırmama kızmalarından değil ki zerre karışmıyorlar, bana bakışları değişirdi belki bahsettiklerimi şu an assaydım. Neyse iş gittikçe garipleşiyor kendimden şüphe etmeye başlayacağım.

Son zamanlarda düşündüğüm tek şey uyumam gerekiyor, şu ödev önümüzdeki haftaya mı, yarın hangi sınav vardı, hayatımla ne yapıyorum gibi şeyler olduğu için ne çevirilerime devam edebiliyorum, ne hikayeme ne de şiirlerime. Neyse birkaç hafta böyle sıktım mı sonrası yine aynı gidiyor zaten. Ve evet sanırım şu ingilizce şiir yazma olayını sevdim sanırım. Servis şoförümüz olan İskender abinin öylesine sorduğu ne yapıyorsun sorusuna ingilizce şiir yazdım diye cevap verince ülkede kaç kişinin böyle bir şeyle uğraşıyor olduğunu otuz saniye kadar düşündük. Ki o zaman gerçekten yirmi dakikada falan yazıp bitirmiştim, sanırım rekorum. Yarı uyuyor vaziyetteydim.

Yaptığım şeylere daha çok bağlanmamı sağlayan şey belki de çok kişinin onlarla uğraşmıyor oluşudur diye düşündüm. En azından etrafımdaki kimsenin. İngilizceye yatkınlığım var çünkü küçüklükten beri benim yapabildiğim ama başkalarının yapamadığı, anlayamadığı şeylere ilgi duymak hoşuma gitmiştir. Belki bana kattığı azıcık gizemden, belki de ayırt edilebilir olmayı istememden. Bilmiyorum. Ne saçmalıyorsam buraya şu anda onu da bilmiyorum. Saat de zaten gece yarısı oldu. Belki sınavlardan sonra buraya yine gelip daha iyi şeylerden bahsederim. Bakıyorum da şu dört paragraf tamamen gereksiz. Neyse. Küçük bi çeviri yapayım gideyim bari.


“Herkes sevginin acıttığını söylüyor ama du doğru değil. Yalnızlık acıtır, reddetme acıtır. Birini kaybetmek acıtır. İmrenme, kıskançlık acıtır. Herkes bu şeyleri sevgiyle karıştırıyor, ama aslında sevgi bu dünyada bütün acıların üzerini kapatan ve birini yeniden harika hissettiren tek şey. Sevgi bu dünyada acıtmayan tek şey.”
Liam Neeson

Ov duygusalmış biraz neyse. İyi geceler o zaman.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder