8 Ocak 2016 Cuma

Kitleler İçin Müzik

İİİ-İİİ-İİİ!
Sapık filmindeki duş sahnesi, özellikle kurbana saplanan bıçak darbelerini temsil eden o unutulmaz keman sesleriyle sinema tarihinin en unutulmaz keman sesleriyle sinema tarihinin en unutulmaz anlarından birisidir. Fakat besteci Bernard Herrmann'ın kendi sözleriyle, yönetmen Alfred Hitchcock: ''O duş sahnesinde müzik istememişti, inanabiliyor musunuz?''


SENSİN TEHLİKELİ
2011 yılında dönemin başkanı George Bush, rap sanatçısı Eminem'in ''çocuk felcinden beri Amerikan gençliğinin karşılaştığı en büyük tehlike'' olduğunu söyledi. Cinsellik ve uyuşturucu konusunda isyankar birer rol model olan müzisyenlerin devletle arası hiçbir zaman iyi olmadı. Fakat 2003'te yapılan bir anketin sonuçlarına göre Amerikan ebeveynleri yarısından fazlası şu ifadeye katılıyordu: ''Amerikan gençliği Eminem'i Bush'tan daha üstün buluyor.''


PAMUK TARLASINDAN LİSTE BAŞLARINA
Amerika'da köleliğin mirsı, modern Amerikan müziğinin temelini oluşturdu. Siyahi esirlerin tarlalarda çalışırken söylediği ağıtlar önce Blues'un doğmasına yol açtı. Bu tür de önce Jazz müziğinin ve R&B'nin, daha sonra da Rock&Roll'un temellerini oluşturdu.


HERKES İÇİN ŞARKILAR
Milli marşlar birlik ve beraberliğin güçlü sembolleri ve neredeyse her ülkenin bunlardan bir tane var.Vatanseverliği beslemesi dışında bilim insanları başkalarıyla beraber şarkı söylemek gibi basit bir eylemin güçlü bir bağlılık yaratabildiğini düşünüyorlar. Birlikte şarkı söylemek, dans etmek ve hareket etmeyi ''eş zamanlı ritüel'' olarak adlandırıyor ve bunların birbirine daha bağlı, dolayısıyla yaşama ihtimali daha yüksek topuklular oluşturduğunu iddia ediyorlar.

Discovery Channel Magazine dergisinden alıntıdır.

7 Ocak 2016 Perşembe

Yemekli Soygun

Tarih: 2007
Yer: Kerala, Hindistan
Vurgun: 4,5 milyon lira


Yakınlarda güzel bir yemek yeme umuduyla Kerala’daki bu restoranın penceresinden içeri baksaydınız, muhtemelen hayal kırıklığına uğrardınız. Çünkü bu restoran bir çete tarafından kiralandı. Tabii dertleri sadece yemek yemek değildi. Asıl mesele üst kattaki Kerala Bankası’ydı.

Lokantayı mobilyalar ve inşaat malzemeleri ile dolduran çete, 30 Aralık’ın ilk saatlerinde tavanı delmeye başladı. Yoldan geçenler yeni yıl eğlencesinde kafayı bulmamışsa içeride tadilat yapıldığını düşüneceklerdi.

Çete kısa süre sonra beş milyon rupi ve 80 kilo altını alıp kayıplara karıştı. Ama bankayı terk etmeden önce duvarlara komünist sloganlar yazmayı ihmal etmemişlerdi. Bu, polisleri yanlış yönlendirmek için yaptıkları hamlelerden ilkiydi. Daha sonra Haybarabat’ta bir otel odasında, bulunsun diye biraz altın bıraktılar ve ülkenin çeşitli yerlerinden asılsız telefonlar ettiler.

Ama hiçbiri işe yaramadı. Emniyet güçleri iki milyon telefon konuşmasını inceleyerek suçluların gerçek numaralarına ulaştı. Yakalandıklarında çetenin lideri Joseph Babu karmaşık görünen planlarının hiç de o kadar orijinal olmadığını itiraf etti: Bollywood’dan esinlenmişlerdi. 2004 tarihli Dhoom filminde de benzer şekilde bir tünel kazılarak yapılan bir soygun konu edilmişti.



Discovery Channel Magazine dergisinden altındır.

Azınlık Psikolojisi


İnsanlık olarak o kadar çoğaldık ki dünyanın kaldıramayacağı bir noktaya geldik. Ama aşağıdaki rakamlardan göreceğiniz üzere, bizden daha kalabalık olanlar da var.


Los Angeles’taki araba nüfusu insan nüfusundan

Paris’teki köpek nüfusu çocuk nüfusundan

Gezegendeki tavuk nüfusu insan nüfusundan

Avusturalyalıların sık sık şaka malzemesi yaptıkları üzere Yeni Zelanda’daki koyun nüfusu insan nüfusundan

Yeni Zelandalıların sık sık şaka malzemesi yaptıkları üzere Avusturalya’daki kanguru nüfusu insan nüfusundan

ABD’nin Teksas eyaletindeki silah sayısı (51 milyon) insan nüfusundan (
26 milyon)

Her gün satılan iPhone sayısı doğan insan sayısından

Angola’da döşeli mayın sayısı çocuk nüfusundan DAHA FAZLA.

Kölelik koşullarında yaşayan 14 milyon insanın olduğu Hindistan’da her yıl 13 milyon insan işgücüne katılıyor.

Altı milyar insanın cep telefonu varken doğru dürüst bir tuvaleti olan insan sayısı dört buçuk milyar.


Discovery Channel Magazine dergisinden alıntıdır.

Vakitsiz Ölüm

Oteller, uçaklar, yolcu gemileri ve denizaltılar; bunlar bir cesetle karşılaşmak için en kötü yerler. Peki mürettebatlar, ölen misafir ya da yolculara nasıl müdahale ediyor?



Gemiler: “Parlak Yıldız Operasyonu”

Bir yolcu gemisinin dahili haberleşme sisteminden bu ifadenin anons edildiğini duymak istemezsiniz. Bazı gemicilik firmalarında bu, ağır tıbbi durumlar için kullanılan bir kod. Ama daha kötüsü, peşinden “Yükselen Yıldız Operasyonu” ifadesinin gelmesi çünkü söz konusu kişinin öldüğü anlamına geliyor. Sonra ceset, özel tasarlanmış küçük bir dondurucuda saklanıyor. Yolcu gemilerinin çok sayıda yaşlı yolcusu olduğu için genelde birkaç ceset birden alabilecek dondurucular kullanıyorlar.



Uçaklar: Ceset Dolapları

Bir uçak tanıtımı izlediyseniz yolculuk sırasında ölenlerin kaldırılması için kullanılan dolapları görmüşsünüzdür. Ama bu hep böyle değildi. Bir British Airways çalışanı yakınlarda, artık uygulanmayan bir başka tekniği ifşa etti: “Eskiden birisi öldüğünde önüne bir votka tonik ve bir gazete koyar, gözlerine bir uyku gözlüğü geçirir ve yolculara kendisinin iyi olduğunu söylerdik.”



Uzay: Toz Haline Getirmek

NASA, uzun uzay görevleri tasarlarken görev sırasında mürettebattan birinin ölmesi ihtimalini de düşünüyor. Peki ne yapacaklar? Naaşı öylece uzaya atabilirler mi? Ölü bedenlerin uydulara çarpmasından korkan BM’nin belirlediği “uzay çöpü azaltma yönetmeliği”ne göre hayır. O yüzden NASA, Promessa isimli, çevre dostu bir atık düzenleme firmasıyla görüşüyor.

Promessa işlemi şöyle gerçekleşecek:

1. Ceset, GoreText’ten yapılmış ve havayla şişirilmiş bir çantaya konuyor.
2.Çanta mekiğin dışına çıkarılıyor ve -270°C’de donuyor.
3. Robot bir kol, cesedi parçalara ayrılana dek sallıyor.
4.Sıvılar ayrışarak çantadan çıkıyor.
5.Artık bir kuru madde yığını olan ceset, Dünya atmosferine tekrar girilene kadar mekiğin dışında tutuluyor.

Discovery Channel Magazine dergisinden alıntıdır.

5 Ocak 2016 Salı

40 Yıllık Bengisu’ya Mektup

Sevgili 40 Yıllık Bengisu;


Merhaba! Ne yapıyorsun ne ediyorsun bakalım? Çünkü ben şu anda muhtemelen o yaşında hatırlamayacağın bir şey yapıyorum; sınav haftasında her şeyi kenara itip bu iletiye vakit ayırıyorum!

Gerçi içim rahat şu an ama çok detaya inip sıkıcı lise ders anılarıyla burayı doldurmak istemiyorum. Belki de şu an hayatta değilimdir, bilemem ama ödev verdiler yapıyoruz işte. Hem öyle bakarsak olasılıklar sonsuz. Her neyse umarım 40 yaşına kadar çok fazla salak şey yapıp hayatımı hepten batırıp şu an bu iletiyi yazdığım anı çöpten evimde hatırlıyor olmam. Şu an 15 yıllık Bengisu senden tercümanlık tadında bir iş yapıyor olmanı, dinlediğin neredeyse bütün grupları ve şarkıcıları canlı izlemiş olmanı, youtuberları görmüş olmanı bekliyor. Yani şimdilik emellerim bu. Bateri konusunda illa kariyer yapmış olmana gerek yok. Bir de şu an sosyal medya üzerinden konuştuğun arkadaş grubunla en az 14 kere buluşmuşsundur umarım. Ne olur bir şekilde aranıza soğukluk girmiş olmasın tek dileğim bu şu an. Canlı yayına katılıp selam gönderenler gibi hissedeceğim ama Sevde ile de gerçek hayatta buluşmam ve aynı kutudan pizza yemiş olmam gerekiyor 40 yaşına gelmeden önce. Umarım yapmışsındır?

Şu anlık gelecekle ilgili meslek olarak tercümanlık tadında bir iş düşünüyorum çünkü 15 yaşındayken İngilizce’ye aşırı ilgim vardı, bilmiyorum yıllar içinde değişmiş midir ama sanmıyorum. 40’larımdayken sayısalla ilişkili bir iş yapıyor olursam gerçekten o zaman bile gülerim. Eğer hala sayısalın kötüyse endişelenme, sen böyle doğdun, o hep böyleydi, kendini böyle sevmeyi öğren ne yapalım sevmiyorsun işte. Gerçi o kadar yıl sonra bu zamanki kadar bile takacağımı sanmıyorum bu olayı.

Neyse neyse neyse kardeşin neler yapıyor? Hala oyunlara bu kadar bağımlı mı? Umarım şu an düz yolda yürürken düşmeden kalabiliyordur. Gerçi düşse ne olur, sen onu kaldırırsın. Çok duygusallara girmek istemiyorum gerçi. Baban hayali olan hidrojenden enerji üretme olayını gerçekleştirebildi mi? Peki babanla konsere gidebildiniz mi hiç? Annen gereksiz insanlar hakkında düşünmeyi bırakabildi mi? Çok fazla sorum var aslında sana. Şu an ne yapıyorsun bilmiyorum ama umarım şu an da pozitif düşünme yetini kaybetmemişsindir.

Devam ettirsem de aklıma sorudan başka bir şey gelmiyor artık. Hala hayattaysan hayatta kalmaya devam et, sen önemlisin.