19 Mart 2016 Cumartesi

İlham Mı Gelse Ne...

Son zamanlarda etrafımdaki her şeyden çok çabuk etkilendiğimi fark ettim. Etkilenmek kötü anlamda değil ama, ingilizce şiir yazmaya başladığımdan içimdekileri oraya dökmek öyle tatmin edici geliyor ki artık ilgimi çeken, beni üzen her şeyi toplamaya çalışıyorum defterimde. Ki zaman ayırabildiğimde kelimelerle oynayabileyim, ortaya fark etmeden garip ama hoşuma giden bazen uyaklı, bazen uyaksız şeyler çıkıyor. Yazdıklarıma hala tam olarak şiir demeye cesaret edemiyorum belki güvensizliğim yüzünden ama olsun bir şeyler yazıyoruz işte.

Kendimi gittikçe şu sanat denen şeyin içinde kaybettiğimi fark ettim. İçinde gezdiğim veya yarattığım dünyalarda öyle kayboluyorum ki bazen oturup hayatımla ne yapıyorum diye düşünmem gerekiyor. Geçen gün sevdiğim bir grubun canlı performans videosunu izlerken nasıl ağlamaya başladıysam kardeşim odama gelip iyi olup olmadığımı sordu. Bu hiç gurur duymadığım anımı buraya neden yazdım hiç bilmiyorum.

Sadece, bana bir şekilde ilham vermiş, hayatımda yer edinmiş şeyler karşıma çıktığında gözyaşlarımı tutamıyorum. Duygusal düşünmemden de kaynaklanabilir tabii güçlü ihtimalle. Değişik bir sevgi. Dün gece de soğukta anahtarını bulamadığım balkona pencereden elimde şiir defterim ve sandalyemle kaçak iniş yaptım mesela. Normalde hiçbir güç bana bunu yaptıramaz. İki şiirimi tamamladım balkonda durduğum bir buçuk saat içinde, ve üçüncüye başladım. Babamla ilgili yazdığım şiirde onu bir kek tavasına benzettim ama neyse, bence güzel de oldu. İngilizce yazdığım için yazarken sürekli araştırmam gerekiyor bir de. O soğukta her şeyden uzak kalmak için o soğuk balkonda durmayı bana sadece bir şeyler üretme, yaratma zevki yaptırabilir sanırım. Bir şeyler üretme hevesini de sevdiğim sanatçılardan aldığım içindir belki, en azından bir nedenidir, onlara bu kadar bağlı olmamın.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder